KARIKATORIAL

KARIKATORIAL
Tanitim

vendredi 20 juin 2014

Dünya Mülteciler Günü / World Refugee Day

Exiled !..
Bizde mülteciydik Belçika'ya geldigimizde..
Bizi ne kapali merkezlere kapatmislar
ne de kiliseye siginmistik !..
Atilma ihtimalimiz de yoktu..
Yardim bile ettiler bize..
Benim tanidigim Belçika'nin diger bir yüzü bu idi..
simdi ise mülteciler,ülkelerinden, savaslardan kaçarken derin sularda batip ölüyor, geldikleri ûlkelerde,kiliselere siginiyor, kapali merkezlere hapis ediliyor kapatiliyor, atiliyor..
Insanlik ölmesin !...


çati aday !..



jeudi 19 juin 2014

#Occupy Galata.


GEZI'den GALATA'ya...
#Occupy Galata...
Meydanlar halkindir..

Onlar çay bahçesi açar
Benim çizgilerden ise Nazim açar o meydanin dallarinda !..

Galata Meydaninda sergimden ( 2011)



mardi 17 juin 2014

Milli içecegimiz ....Yarasin !..

Quo vadis Turkey ?



Mizahi yaklasim..:)


Kiliçdaroglu'nun adayi benimdi aslinda ama
"kahrolsun bagzi kisiler" kulagina Ekmeleddin'i fisildamislar ..
Cumhurbaskanligi adayligini "kil payi " kaçirdik ! :
D

LE CARICATURISTE MEHMET DÜZENLI EMPRISONNÉ POUR “INSULTE”



Le caricaturiste Mehmet Düzenli, condamné à trois mois d’emprisonnement pour “insulte”, a été incarcéré, le 12 juin 2014, à la prison d’Alanya (sud du pays). La peine a été prononcée le 10 avril par un tribunal de Serik, dans la même région, à l’issue d’un procès intenté au caricaturiste par le prédicateur controversé Adnan Oktar. Cette célèbre figure du mouvement créationniste, également connue pour ses positions négationnistes, anti-sionistes et anti-maçonniques, n’avait pas apprécié un dessin de Mehmet Düzenli dont il faisait l’objet.


Le caricaturiste s’est refusé à faire appel de sa condamnation, invoquant la liberté d’expression et expliquant qu’un sursis ne lui permettrait pas de dessiner librement. “Si Monsieur Oktar a le droit de prétendre qu’il est le Mahdi [le sauveur censé apparaître à la fin des temps], j’ai moi aussi le droit de dire qu’il ment’’, a-t-il déclaré.


“Il est inadmissible que Mehmet Düzenli aille en prison pour un dessin, déclare Johann Bihr, responsable du bureau Europe de l’Est et Asie centrale de Reporters sans frontières. La disproportion de cette peine rappelle que le code pénal turc n’est toujours pas conforme à la Constitution et aux conventions internationales en matière de liberté de l’information. Les autorités turques doivent de toute urgence entreprendre les réformes nécessaires, parmi lesquelles la dépénalisation de la diffamation et de l’insulte.”


La Turquie occupe la 154e place sur 180 dans le Classement mondial 2014 de la liberté de la presse établi par Reporters sans frontières.
http://fr.rsf.org/turquie-le-caricaturiste-mehmet-duzenli-13-06-2014,46439.html

lundi 16 juin 2014

CHP

CHP ye yeni logo Ekmeleddim. :D )))

Bu da yobaz versiyonu ! :)

dimanche 15 juin 2014

BABALAR GÜNÜ TÜM BABALARA KUTLU OLSUN !

ABDULLAH DOĞAN DÜNYAYI BİZE BIRAKTI…
Tam olarak hatırlamıyorum. Birkaç yıl önceydi. Dört te olabilir, beşte… Şair Nihat Kemal Ateş tanıştırdı beni Abdullah Doğan ile. Saçları ve bıyıkları ağarmış, güleç, sevecen, az ve öz konuşan, iyi dinleyen, öğretmen edalı bir insandı. Yapmacık tavırlardan nefret ettiği hemen hissediliyordu. Perilerimiz barıştı. Kaynaştık, anlaştık. "Sevgi adresini bulmuştu" bir anlamda.
Yedik, içtik, konuştuk : Yengenin çorbası nefisti. Anadolu insanının zerafeti de cabası. Tam sevilesi insanlar. Az görüştük, öz görüştük. Bize hayatını anlattı, hayatı daha iyi anlamamıza yardımcı oldu. Kitaplarını armağan etti.
Abdullah abi 14 Haziran 2005 günü aramızdan ayrıldı. Ben 80 sene yaşadım, bu bana yeter, dünya sizin olsun dedi ve çekti gitti!.. Ardında dostlar, hoş anılar ve kitaplar bırakarak. Ha birde sanatçı evlatlar bıraktı : 

Karikatürcü İsmail ile hattat Çetin.
Abdullah abi 1925'de Yugoslavya'da doğmuş. Birçok Balkanlı gibi Türkiye'ye göçmüş. Doğup büyüdüğü, ekmeğini yediği, "sosyalist inşaya" katıldığı halde neden göç ediyordu. Türkiye bu göçmenleri nasıl ve hangi amaçlarla "istihdam" ediyordu. Doğru ve bilimsel değerlendirme yapılmasına olanak veren ilginç ipuçlarıyla dolu Varlığımı Sosyalizme Borçluyum başlıklı ilk kitabı Sorun Yayınları'nda çıkar. Kitabının 98.sayfasında şöyle diyor rahmetli : "1952 yılında o zamanın Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes, Yugoslavya'yı ziyaret ederek, Mareşal Tito'nun konuğu oldular. Aralarında "Balkan Halklarının Korunması" gibi anlaşmaların dışında, Makendonya'da yaşayan Türk azınlıklarının parçalanmış ailelerinin birleştirilmesiyle ilgili göç anlaşmasını da içeren "Serbest Göçmen" anlaşması imzalanmıştı. Bu anlaşma, her iki devletin de yararınaydı. Çünkü anlaşmanın şartları vardı. Şöyle ki : Yugoslavya'dan göç edecek aileye, daha önce göç etmiş olan Türkiye'deki parçası, yanına alarak 3 yıl bakacağını taahhüt ediyordu. Böyle olunca da, yeni gelmiş olan "serbest göçmen" ailesi Türk Devletinden hiçbir yardım isteme hakkına sahip olmayacaktı. Türk Devleti de, bunların sürünmesinden sorumlu tutulmayacaktı. Sorumlu tutulmadığı gibi DP iktidarı kazançlı çıkıyordu. Güya göçmenleri komünizm baskısından kurtardığı için, seçimlerde onların oylarını alacaktı. Ne taş attı, ne kolu yoruldu. Böylece DP 2. seçimleri de kazanacaktı." 22 Haziran 1959 sabahı Zeytinburnu'na vardı. Eziyet ve işkencelerle dolu Türkiye macerası başladı…
1976 Ekim ayında Belçika'ya gelir. "Bitmeyen Göçmenlik" (Bir Siyasinin Mültecilik Yılları) başlıklı 2.kitabında Belçika'da yaşadıklarını anlatır. Göç eden, göçe zorlanan, köklerinden koparılan insanların dramını belgeleyen bu anılar, insanlığın Ulusal-Sosyal-Evrensel kurtuluş mücadelesine ışık tutar. Bunun yanı sıra kapitalist anarşiyi, emperyalizmi açığa vurmanın işaret fişeklerini atar havaya. Öte yandan Avrupa'ya sığınmış kimi "sol"ların ideolojik ve örgütsel sefaletinin bazı görüntülerine de değinir.
Şair Nihat K.Ateş'in merhum için kaleme aldığı bir şiirinde ona "Yaşama sevdalı yaramaz çocuk" diye seslenir. Sık sık dillendirdiği, büyük ozan Nazım Hikmet'ten "…Düşmana inat, bir gün daha fazla yaşamak" sözcükleri yaşam felsefesini çok iyi özetlerdi. Yugoslavya-Türkiye-Belçika : üç ayrı ülkede kendisi olarak ve adam kalarak yaşamanın mücadelesini verdi. Zengin ölmedi, ama insanlık onurunu evlatlarına ve kendisini sevenlere miras bıraktı. Umarım gittiği yerde dünyamızdan daha fazla barış ve daha az sömurü vardır…
Yakup YURT – 16 Haziran 2005